Savaş
Savaş, bir şehri başka bir partiden almanın yoludur. Partin savaş ilan eder, kısa bir hazırlık olur, sonra iki taraf da sırayla asker gönderir. Sonunda daha çok gücü kalan taraf kazanır. Kazanan şehri alır.
Savaşı kim ilan eder
Savaşı tek kişi başlatamaz — bu bir parti işidir. İlanı ya partinin reisi yapar ya da reisin "savaş ilan edebilir" yetkisi verdiği bir üye.
İlan bedava değildir. Bedel partinin kasasından ödenir, senin cebinden değil. Yani kasası boş bir parti savaşa giremez.
Birkaç kural daha var:
- Kendi partinin sahip olduğu bir şehre savaş açamazsın.
- Bir şehirde aynı anda tek bir savaş olur. Biri kuşatıyorsa sıranı beklersin.
- Bir partinin aynı anda tek bir saldırı savaşı olabilir. Ama sana saldırılırsa o ayrı sayılır; aynı anda hem saldırıp hem savunabilirsin.
Her şehre saldıramazsın: ikmal hattı
Askerin bir şekilde oraya gitmek zorunda. Oyun buna ikmal hattı diyor.
- Tanklar karadan gider. Yani partinin sınırından karayoluyla ulaşılabilen bir yer olmalı. Denizin öbür ucundaki bir şehre tank gönderemezsin.
- Uçaklar ve gemiler mesafeye bakar. Her aracın gidebileceği bir menzil var; hedef o menzilin dışındaysa o araç savaşa katılamaz.
- Aracın kademesi yükseldikçe menzili de uzar. Yani daha iyi araçlar, daha uzağa uzanmak demektir.
Savaş ekranı sana hangi araçlarının o hedefe ulaşabildiğini gösterir. Ulaşamayan bir aracı göndermeye çalışırsan oyun seni uyarır.
Sis perdesi: hazırlık
Savaş ilan edilir edilmez vuruşma başlamaz. Önce bir hazırlık süresi olur.
Bu sürede iki taraf da asker gönderebilir, ama kimse karşı tarafın ne gönderdiğini göremez. Düşmanın gücü ekranda soru işaretiyle durur. Kimin kazandığını gösteren çubuk da bu sırada çizilmez — çünkü henüz kimse bilmiyor.
Hazırlık bitince biriken bütün saldırılar aynı anda düşer. Buna açılış yaylım ateşi denir. İki taraf da o an ne biriktirdiğini görür. Bazen savaş tam burada biter: bir taraf ilk vuruşta çöker.
Asker göndermek
Savaşa asker göndermeye sevkiyat denir. Gönderdiğin şeyler askeri araçlardır: tanklar, uçaklar, gemiler.
Bilmen gerekenler:
- Gönderdiğin araçlar kalıcı olarak gider. Savaş bitince geri gelmezler.
- Her sevkiyattan sonra bir süre beklersin. Sonra tekrar gönderebilirsin.
- Tek seferde birkaç araç birden gönderebilirsin.
- Savaşa katılabilmek için elinde belli bir sayıda askeri araç bulunmalı. Çantasında üç beş tank olan biri kuşatmaya giremez.
Politik özelliğin burada çok işe yarar. Politiğin yükseldikçe iki şey birden iyileşir: sevkiyatlar arasında daha az beklersin ve tek seferde daha çok araç gönderirsin. Savaşa gerçekten katkı vermek istiyorsan Politik'i yükselt.
Savaşa kimler katılabilir
Kuşatma iki partinin özel kavgası değil. Herkese açık:
- Saldıran partinin üyesiysen otomatik olarak saldıran taraftasın.
- Savunan partinin üyesiysen otomatik olarak savunan taraftasın.
- Partisi olmayan ya da iki tarafla da ilgisi olmayan bir oyuncuysan taraf seçersin. İstediğin tarafa asker gönderirsin.
Kendi partine ihanet edemezsin. Üyesi olduğun taraf neyse, orada savaşırsın.
Kalkan ve can
Her iki tarafın da iki çubuğu vardır: Kalkan ve Can.
Gönderdiğin her araç iki iş birden yapar:
- Kendi tarafının kalkanını yükseltir.
- Karşı tarafa saldırı olarak düşer.
Saldırı önce düşmanın kalkanını yer. Kalkan bittikten sonra artan kısım canına işler. Yani kalkan bir tampon: onu kırmadan cana ulaşamazsın.
Bu iki yönlü çalışır. Savunan taraf sadece dayanmaz, saldıranı da yıpratır. İyi savunulan bir şehre saldıran parti, kendi canını bitirip geri çekilmek zorunda kalabilir.
Kim kazanır
Kural tek cümlede: kalkanı ve canı toplamda daha çok kalan taraf kazanır.
Ekrandaki çubuk zaten bunu gösterir; yani "çubukta önde görünen" ile "şehri alan" hiçbir zaman farklı olamaz.
Savaş üç şekilde biter:
- Savunanın canı biterse saldıran şehri alır. Anında.
- Saldıranın canı biterse savunan püskürtmüş olur. Şehir yerinde kalır.
- Süre dolarsa toplamda daha güçlü kalan taraf kazanır.
Bir incelik var: berabere kalınırsa şehir savunanda kalır. Saldıranın şehri alması için kesin olarak önde bitirmesi gerekir. Kuşatmak zordur, olması gereken de budur.
Şehrini savunmak
Sahip olduğun bir şehir sana kendiliğinden avantaj sağlar. Savunan tarafın canı, saldıranınkinden yüksek başlar. Bu fazlalık nüfustan gelir: şehirde oturan oyuncuların evleri. Ne kadar çok ve ne kadar gelişmiş ev varsa şehir o kadar dayanıklı olur.
Yani en önemli cümle şu: şehrinde yaşayan insanlar şehri korur. Oyuncu çeken, insanların yerleşmek istediği bir şehir, boş duran bir şehirden çok daha zor alınır. Vergiyi makul tutmanın, şehri geliştirmenin karşılığı burada çıkar.
Nüfusun bu katkısını büyüten bir de imar yapısı var: Şehir Parkları. Seviyesi yükseldikçe aynı nüfus şehre daha çok can katar. Şehri savunmak istiyorsan iki iş birden yapmalısın — insanları çek, sonra parkları büyüt.
İpuçları
- Tek başına saldırma. Kuşatma bir parti işidir. Üyelerin aynı savaşa düzenli asker göndermezse ilan bedeli boşa gider.
- Önce çantana bak. Yeterli askeri aracın yoksa savaşa hiç giremezsin. Kuşatma başlamadan önce topla.
- Politik'i yükselt. Savaşta katkını en çok artıran özellik budur.
- Hazırlık sırasında acele etme. Karşı taraf da göremiyor. Elindeki her şeyi ilk saate boşaltmak zorunda değilsin.
- Menzili önceden kontrol et. Ulaşamayacağın bir şehre savaş açmak, partinin kasasını boşa harcamaktır.
- Savunuyorsan şehrini kalabalık tut. İmar para ister, ama nüfus bedavadır: insanların yerleşmek isteyeceği bir şehir yönet.